Para hakkında düşünme şeklin muhtemelen babanın para algısının bir yansımasıdır. Vücudunu nasıl görüyorsun? Muhtemelen annenin kendi hakkındaki fikirleri bunda etkilidir. İlişkilere bağlanma şeklin, çocukken seni kim büyüttüyse o kişinin senin ihtiyaçlarını nasıl karşıladığına bağlı olarak bilinçaltı düzeyde gelişen bir süreçtir.
Hayatımızda deneyimlediğimiz kapsayıcı modellerden bazıları, doğası gereği bize özgü olmayabilir. Son zamanlarda davranış ve genetik faktörler arasındaki ilişkiler daha detaylı şekilde araştırılmaktadır.
Biyolojik olarak belirli özellikleri miras aldığımız gibi, geçmiş nesillerimizdeki travmaları, derin etkiye sahip anıları, izleri ve kalıpları da miras alıyoruz ve bunlar bizim hayatımızın gidişatını etkiliyor.
Atasal karma kavramı
Yerel kültürlerde her zaman geçmiş kuşakların deneyimlerinin bizi etkileyebildiğine inanılmıştır.
Eski bir felsefeye göre, bizden önceki yedi nesil zihinsel, duygusal ve davranış kalıplarımızı, kendi seçimlerimiz ise bizden sonra gelecek nesilleri etkilemektedir.
Eski inanışa rağmen, genetik veya atalara ait bir hafızamızın olduğu nispeten yeni bir bilimdir.
Epigenetik, DNA’nın kalıtsal olması gibi, genetik ifadenin (DNA’daki talimatların işleve dönüştürüldüğü sürecin) nasıl miras alınabileceğinin incelendiği bir bilim dalıdır.
Buna göre, hücresel yapımız yoluyla geçmiş deneyimlerin izlerini alsak da, genlerimizde, çeşitli faktörler aracılığıyla biz ve çevremizin, hangilerinin işlevsel proteinlere dönüştürüldüğünü kontrol edebilecek kadar şekillendirilebilirliğimiz vardır.
Araştırmalara göre toplumdaki genetik hafıza ile bazı kronik, pandemik sorunlar arasında güçlü bağlantılar vardır. Kişisel deneyimlerin sonraki nesilleri etkilediği kesin bir bilgi olsa da,
fobilerin, anksiyetenin ve travma sonrası stres bozukluklarının da atalardan aktarılabildiği ortaya çıkmıştır.
Atalarınızdan miras aldığınız kalıplar hayatınızı farklı şekillerde etkileyebilir
Size ait olduğunu düşündüğünüz birçok duygu, inanç ve mücadelenizin kökleri aslında sizin bilmediğiniz geçmiş fikirlere ve deneyimlere dayanır. Kaynağı belirsiz olduğundan, bu inançları iyileştirmek zor olabilir.
Annemiz ebeveyniyle güçlü bir bağ kuramadıysa, siz de onunla güçlü bir bağ kuramayabilirsiniz. İşte bu, sizden sonraki nesillere aktarılacak bir uyuşmazlığa sebep olabilir.
Ailenizden biri, geçim sıkıntıları yaşamışsa, bu onun için büyük ölçüde travmatik bir deneyim olabilir. Bunun size yansıması ise ortada bariz bir tehlike yokken bile kendinizi koruma isteğinize şeklinde görülebilir.
Sürekli bir kaygı halinde olmak, öz saygı düşüklüğü, yetersizlik vb. durumlar da atasal sebeplerden kaynaklanabilir.
Sizin rolünüz çok önemli
Atalarınızdan izler taşımanız, hayatınızın geri kalanı boyunca bununla mücadele etmek zorunda kalacağınız anlamına gelmez.
Siz bu noktada önemli bir rol üstlenerek bu döngüyü sonlandıran ve soy ağacığınızda hem geçmişi hem de geleceği şifalandıran kişi olabilirsiniz.
Örneğin kendi kaygılarınız üzerinde çalıştığınızda akrabalarınızla ilişkilerinizin düzeldiğini gözlemlemiş olabilirsiniz.
Peki atasal yüklerden özgürleşmek için ne yapabilirsiniz?
1. Bu hislerin size ait olmadığını fark edin
İlk adım, neyin size ait olduğunu, neyin size ait olmadığını ayırt etmektir. Bu, hayatınızda sorun çıkaran kısımları dikkatle incelemeniz gerektiği anlamına gelmektedir.
İlişkilerinizde hep aynı sorunları mı yaşıyorsunuz? Duygusal problemleriniz kısır döngüler halinde mi?
Çoğu zaman, bunları neden yaşadığımızı, neden böyle davrandığımızı ya da hissettiğimizi bilmesek de bu dürtülerden yoğun bir şekilde etkileniriz.
2. Ne olduğunu anlamaya çalışın
Sorunun ne olduğunu anladıktan sonra, biraz araştırma yapabilirsiniz.
Hayatta olan büyüklerinizle konuşabilirsiniz, gençken yaşadıklarınızı göz önüne getirebilirsiniz, bazı aile üyelerinin anlattıklarından yola çıkarak geçmişi düşünebilirsiniz. Çoğumuz aile büyüklerimizden geçmişe dair travmatik durumlar dinlemişizdir.
Bu noktada, sorunun kaynağını açığa çıkarmış oluyorsunuz. Kaynağı daha iyi anladığınızda, onu ortadan kaldırmak için daha donanımlı olursunuz.
3. Yeni bir plan oluşturun
Geçmişi değiştiremeseniz de, elbette kendi geleceğinizi değiştirebilirsiniz.Ne olduğunu ve atalarınızın bundan nasıl etkilendiğini anlayarak, kendinizi aynı bağlardan kurtarabilirsiniz.
Anneniz size sevgisini yeterince gösteremediği için sevilmediğinizi düşünüyorsanız, birinin sevgisini kazanmak için “yeterince iyi” olmama sorumluluğundan kendinizi kurtarabilirsiniz.
Birisinin davranışlarının ardındaki sebebi veya hislerini anlamak, yaşanan sorunun gerçekliğini gün yüzüne çıkarır ve bu da o yükten kurtulmamızı kolaylaştırır.
4. Affedin, serbest bırakın ve devam edin
Hedeflerinize ulaşmak için bilinçli tercihler yaparken ve atalarınızdan gelen kalıpları bozmaya devam ederken, affetme çalışmaları yapmak da önemlidir.
Affetmek bir başkasının bunu hak etmesinden çok, kendimizi özgür bırakmakla ilgilidir. Yani affettiğimizde bunu kendimiz için yaparız.
Mevcut durumumuzu, geçmişimizi ve geleceğimizi birlikte değiştirmeye başladıkça, atalarımızın yaşadıklarıyla empati kurmaya başlayabiliriz.
Atalarımıza, bazen hayal edebileceğimizden çok daha karmaşık şekilde derinden bağlıyız. Hücresel yapımızdaki kayıtları değiştirebilecek olmamız, aslında özgürleşmek için gücün bizde olduğunu göstermektedir.
Geçmişi tekrar etmeye mahkum değiliz ancak bunu önlemek için bilinçli olarak kontrolü elimize almalıyız.










