Olumsuz duyguların sesini kısmak için bir düğme olduğunu hayal edin, ne kadar güzel olurdu değil mi?
Aşağıdaki duygulara bir bakın ve bir müddet düşünün:
- Öfke
- Utanç
- Kıskançlık
- Suçluluk
- Kızgınlık
- Pişmanlık
- Kırgınlık
- Endişe
- Reddedilme
- Yargılanma
Bu duyguları hissettiğiniz durumlarda, bunların sizi nasıl etkilediğini ve bunların hangi olaylar sonucu ortaya çıktığını düşünün. Bu güçlü duygular sizi başka her şeye karşı kör eder ve özellikle de mantıklı düşünmenizi engeller.
O kadar bunalırsınız ki, neredeyse hiçbir şey düşünemezsiniz.
Birisi sizi kasıtlı olarak üzdüğünde, nefes almakta zorlanır ve hayatınızın geri kalanına devam edemeyeceğinizi düşünürsünüz.
Reddedilme ve kıskançlık, sizi umutsuzluk döngüsüne sokar ve sevilebileceğinize dair inancınızı yitirirsiniz.
Peki ya bu duyguları bir kenara koyabilseydiniz?
Duyguların sesini kapatmak için bir düğmeniz olsa, siz ve karşılaştığınız herkes için hayatın ne kadar farklı olacağını hayal edin.
- Birinin sizi incittiğinde veya gücendirdiğinde, bir adım geri çekilip durumun gerçekliğini değerlendirebilirsiniz.
- İçsel bilgeliğinizi kullanarak sakince cevap verebilirsiniz.
- Ya da hiç rahatsız edici bir durumla karşılaşmışsınız gibi, hiç etkilenmeden uzaklaşabilir ve hayatınıza devam edebilirsiniz.
- Endişeli veya güvensiz hissettiğiniz durumlarda, korkmadan veya şüphe duymadan güvenle harekete geçebilir veya bir karar verebilirsiniz.
Yani hayatınızda on kat daha fazlasını başarabilirsiniz çünkü endişelenerek veya kendinizi kötü hissederek saatler veya günler harcamazsınız.
Ne kadar haksızlığa uğradığınızı veya ne kadar utandığınızı düşünerek olanları tekrar tekrar kafanızda canlandırmazsınız.
Ama ne yazık ki, böyle bir düğme mevcut değil.
Çoğu zaman düşünme şansımız olmadan önce duygular bizi ele geçirir. Zaten yorulmuş ruhlarımıza daha fazla acı, utanç veya suçluluk ekleyerek, olumsuz duygulara sebep olan olaylara hızlı ve genellikle kötü tepkiler veririz.
Duygusal varlıklarız ve duygularımız bir amaç için var olur. Bunlar, evrimsel hayatta kalma mekanizmamızın bir parçasıdır ve bizi yaklaşan tehditler ve tehlikeler konusunda uyarır.
Kendimizin farkında olduğumuz ve geçmiş ve gelecekteki benliğimizi hayal edebildiğimiz için, son derece gelişmiş duygu ve rasyonel düşünce sistemimizi kullanarak besin zincirine hükmetmeyi ve daha uzun süre hayatta kalmayı başardık.
Ancak bu denge duygusal tarafa doğru çok fazla kaydığında, anksiyete ve depresyon gibi ruh sağlığı rahatsızlıkları ortaya çıkmaya başlar. Bilinmeyen bir geleceğe odaklanmak bol miktarda olumsuz duygu yaratır.
Önemli olan, duygusal ve mantıksal yönlerimizi birleştirdiğimiz bir bilgeliğe ulaşmaktır. Bu, kendimizi duygularımızdan yeterince uzun süre uzak tutmamızı sağlar. Peki, bir düğme olmadığına göre duygularımızı nasıl kontrol edebiliriz?
Duygularımızı nasıl kontrol edebiliriz?
1. Duyguları kabul edin
Belirli durumlarda, hislerinizi kontrol edemezsiniz. Duygular kendiliğinden ortaya çıkar ve geçmişin yansıması gibidir. Onları ne kadar bastırırsanız, duygularınız beklenmedik anlarda ortaya çıkar ve sizi bunalıma sürükleyebilir.
Duygularınızı kabul etmek, onların içine sıkışıp kalmanız veya duyguların sizi ele geçirmelerine izin vermeniz anlamına gelmez. Sadece onlara masada bir yer verdiğiniz anlamına gelir ve unutmayın ki ancak istediğinizde onların sesini dinleyebilirsiniz.
2. Bir adım geri çekilin
Duygusal bir karmaşanın ortasında, “bilge zihninizin” sizden bağımsız bir kişi olduğunu düşünün. Geri çekilin, duyguya bakın ve ona bir isim verin. Öfke hissediyorum. Bu karşılaşma beni kızdırdı. Nedenin acaba?”
Kendinizi duygulardan ayırarak onları daha objektif bir şekilde görürsünüz. Kanepede yatan hastanıza (yani duygulara) bakan bir psikiyatrist olursunuz ve onları analiz etmek sizin görevinizdir. Duygularınız tetiklendiği anda tüm bunları yönetemeyebilirsiniz ancak duyguyu tanımlamaya yetecek kadar geri çekilebilir ve kendinizi sakinleştikten sonra yaptığınız analizi hatırlayabilirsiniz.
Sadece bu küçük mesafe bile, size görünür tepkilerinizi yönetmeniz için yeterli zaman verir. Böylece daha sonra pişman olacağınız bir şeyi söylemez veya yapmazsınız.
3. Düşüncelerinizi yeniden şekillendirin
Güçlü bir duygu tetiklendiğinde olumsuz düşünce kalıplarına kapılmak kolaydır. Durumu defalarca tekrarlar, yeniden yaşar ve duyguları sanki yeni meydana gelmiş gibi tekrar tekrar yaşarız. Bu döngüye haftalarca veya aylarca takılı kalabiliriz.
Olumsuz düşünmek kötü bir alışkanlıktır. Düşüncelerimiz üzerinde hiçbir kontrolümüz olmadığına inanma eğiliminde olsak da, aslında düşüncelerimiz üzerinde kontrolümüz var.
Negatif düşünce kalıplarını kırmak biraz pratik ve disiplinli olmayı gerektirir. Olumsuz duygu ve düşüncelerin sizi cehenneme sürüklediğini fark ettiğinizde, bu döngüden kurtulmak için kendinizi daha motive hissedebilirsiniz.










