Duygularla nasıl başa çıkacağınızı bilmek istiyorsanız, bu yazı tam olarak ne yapmanız gerektiğini size gösterecek. Üzüntü, kaygı, depresyon, öfke. Bu duygular insan olmanın bir parçasıdır ancak hepimiz daha mutlu ve daha huzurlu hissetmek istiyoruz! Ne yazık ki, çoğu insan nasıl hissettiğini inkar etmeye çalışıyor. Bu da direnç ve mutsuzluğa yol açıyor. Gelin duygularınızı nasıl yönetebileceğinize bir bakalım.
Acı verici duyguların amacı nedir?
Acı veren, güçlü duygular, özümüzle uyum halinde olmadığımızı bize gösterir. Aslında her acı, bizim için bir hediyedir.
Bu duygular neşenizi çalmak ve isteklerinizi engellemek için size gelmez. Aksine sizi en neşeli ve canlı hayata yönlendiren güçlü bir rehber niteliğindedir.
Ne yazık ki, günümüzde güçlü duygular ruhumuzdan gelen mesajlar değil, beyin kimyasalları ve sevgi ve anlayış yerine reçeteyle çözülecek sorunlar olarak görülürler.
Duyguları nasıl yönetiriz?
1. Hislerinizi kabul edin.
İnsanların acılarından kurtulmalarını engelleyen en büyük şey, onlara direnmeleridir.
Direnç, enerjinin olması gerektiği gibi akmasını engelleyen bir duvar gibidir. Çoğumuz duygusal olmanın ve acı çekmenin olumsuz, zayıf veya yanlış olduğunu düşünmeye şartlanmış haldeyiz. Bu, güçlü duyguları bastırmamıza, duygusal enerjinin içimizden düzgün bir şekilde akmasına izin vermememize, onu bedenlerimizin ve kalplerimizin içinde sıkışıp kalmasına ve acı çekmemize neden olur.
Bunun sonucunda da olumsuz etkileniriz. Acı çeken insanlar hayallerinin peşinden gitmezler, tatmin edici olmayan işlerde ve ilişkilerde kalırlar. Koşulları üzerinde çok fazla güçleri olsa bile, yaşadıkları için başkalarını ve hislerini suçlarlar.
Duyguları yaşamakla olan ilişkinizi değiştirmek çok önemlidir çünkü nasıl hissettiğinizi bastırdığınızda veya inkar ettiğinizde, bu sizi kendinizle savaşmaya yönlendirir.
İnsanların genellikle kaygı ve depresyona “mücadele ettiklerini” söyler. Duygularla savaşmak, kendinle savaşmakla aynı şeydir ve bu daha az değil, daha fazla acı yaratır.
Duyguları reddetmek, kendi parçalarını reddetmektir. Nasıl hissettiğinizi yargılamak, kendinizi yargılamaktır. İyileşmenin yolu bu değildir! İşte bu yüzden bazı insanlar acı çekmeye devam ediyor ve asla huzur bulamıyor. Bu savaşı bitirmenin anahtarı içimizde yatıyor. İlk önce kendinizi tam olarak kabul etmeyi öğrenin – hissettiğiniz her şey dahil.
Duygularınızın bir nedenle orada olduğuna güvenin ve bu nedeni anladığınızda huzuru bulacağınızı bilin. Ayrıca söz konusu geçmişi iyileştirmek veya affetmek olduğunda, duygularla nasıl başa çıkılacağını öğrenmek çok önemlidir çünkü bir durumla ilgili duygularınızı kabul etmek, durumun kendisini kabul etmenin bir parçasıdır.
Bir deneyimle ilgili güçlü duyguları serbest bırakırken, deneyimin kendisini serbest bırakırsınız. Geçmişi kabul etmek, affetmek ve bırakmak, daha iyi bir gelecek yaratmanın ilk adımıdır.
2. Acıyı sonuna kadar hissedin ki iyileşebilesiniz.
Gerçek pozitiflik, acıyı veya karanlığı görmezden gelmek değil, kalbimizi ona açmak ve onu tamamen kabul etmektir. Bunu yaptığımızda, enerji değişir. Çözümler ortaya çıkmaya başlar. Değişim yaşanır Kalpler iyileşir. Huzura kavuşuruz.
Hayatımızı içten dışa yaratırız. İçindeki gücü kaynağına nasıl ulaştıracağını bilen, meditasyon ve günlük tutma gibi uygulamalarla yüksek benlikleriyle bağlantıyı sürdüren insanlar, kendilerini daha neşeli hissederler ve bu da hayatlarında daha fazla fırsat yaratır.
Düşünceleriniz ve enerjiniz hayatınızı yaratır, bu yüzden hiçbir şey duygularla nasıl başa çıkacağınızı bilmekten daha önemli değildir. Her şey düşünce ve enerjiyle başlar ve bunlar olması gerekeni yaratır.
3. Duyguların mesajını alın ve gerekli değişimleri yapın.
Bu, bazı insanların üzüntü ve keder içinde yüzüyor gibi hissetmelerinin en yaygın nedenidir. Bazen bir rahatlama gelir ancak sonra yine aynı hisler bir yağmur olup üzerinize yapar. Neden hiçbir şey işe yaramıyor diye düşünebilirsiniz.
Bir çiçeğin sağlıklı bir şekilde büyümesine yardımcı olmak istiyorsanız, içinde büyüdüğü toprağı beslemelisiniz. Aynı şey insanlar için de geçerlidir.
Çoğu zaman, kendimizi aşırı durumlara sokar ve başarılı olamadığımız için kendimize kızarız. Bu, özellikle sahip olduklarından en iyi şekilde yararlanmaya ve hayatta kalma modunda yaşamaya alışmış insanlarda ya da zevklerin peşinden koşmaktan suçluluk duyan, belirli miktarda ıstırap ve acı çekmeye alışan insanlar için yaygındır.
Eğer acı çekmeden yaşamak size garip geliyorsa veya acı çekmek sizin karakterinizin bir parçası olmuşsa, her zaman bu tür deneyimler yaşarsınız.
İyileştirilmemiş bir geçmiş, siz onun duygularını serbest bırakana kadar acı ve süregelen sorunlar yaratmaya devam edecektir. Büyümenin, mutluluğun ve iyileşmenin kapısının kilidini açmak istediğinizde, içeri girmenin, kendinizle oturmanın ve acınızla yüzleşmenin zamanı gelmiş demektir. Unutmayın ki içinizde çok fazla bilgelik ve şifa var.










